20 Nisan 2009 Pazartesi

ŞEYH SAİT İSYANI VE TAKRİR-İ SÜKÜN KANUNU

ŞEYH SAİT İSYANI VE TAKRİR-İ SÜKÜN KANUNU
Şeyh Sait İsyanıŞeyh Sait İsyanı 13 Şubat 1925 günü Genç ilinin Ergani ilçesine bağlı Piran köyünde başlamıştır. Kısa zamanda genişleyen isyan hareketi bölgede etkili olmuştur. İsyancılar önce Genç'i daha sonra Muş Çapakçur Elazığ ve Palu'yu ele geçirdiler. 7 Mart'ta Diyarbakır'ı kuşattılarsa da başarılı olamadılar. Daha sonra ordu birliklerinin olaya hâkim olmasıyla isyan hareketi gerilemeye başladı. Şeyh Sait ve isyanın elebaşıları 15 Nisanda ele geçirildi. Ancak isyanın bastırılması Mayıs ayı sonunu bulmuştur.Şeyh Sait İsyanı diğer isyanlarda görülmeyen birtakım özellikler taşır. Olay bütün ülaaai içine almak amacı güden Türk inkılâbına karşı yapılmış bir harekettir. Bu harekette hilâfetin yeniden kurulmasını sağlama ve saltanatı geri getirme ideali de vardır.Şeyh Sait İsyanı'nın arkasında İstanbul'da bulunan Kürt İstiklâl Komitesi Reisi Seyyit Abdulkadir ile İngilizlerin etkisi görülmektedir .Bu komite İngiltere'nin mandası altında bağımsız bir Kürt devleti kurmayı plânlamaktaydı.İngiltere himayesi altında bir Kürdistan Devleti kurulmasını bölgenin petrol yönünden taşıdığı önemden dolayı istiyordu. Bu amaçla bölgeyi ellerinde bulundurabilmek için Kürtleri Türklere Araplara hatta İran'a karşı kullanabileceklerdi. Ayrıca Musul Meselesi'nin görüşüldüğü bu dönemde bir taraftan Musul halkının Türkiye ile birleşmesini önlerken diğer taraftan isyan hareketiyle Türkiye'yi siyasî istikrarı olmayan bir ülke şeklinde dünyaya tanıtmak istiyorlardı.Dönemin Başbakanı Fethi Bey olayı bir karşı ihtilâl denemesi olarak değerlendirmiş ve sıkıyönetim tedbirlerini yeterli görmüştür. İsmet Paşa ise sert tedbirlerin alınmasında ısrar ederek isyanı rejime yönelik ülke çapında bir hareket olarak değerlendirmiştir.2 Mart 1925'te Fethi Beyin başbakanlıktan ayrılmasıyla 3 Mart 1925'te İsmet Paşa yeni hükûmeti kurmuş ilk iş olarak Takrir-i Sükun Kanunu'nu TBMM'ye sunarak çıkmasını sağlamıştır.Yapılan plânlı bir askerî harekât sonrasında isyan tamamen bastırılmıştır. Şeyh Sait ve Seyyit Abdülkadir'in de dahil olduğu isyanın elebaşıları Takrir-i Sükun Kanunu ile kurulan İstiklâl Mahkemelerinde yargılanarak idama mahkûm olmuşlardır.Cumhuriyet döneminde meydana gelen en önemli isyan hareketi şüphesiz Şeyh Sait İsyanı'dır. Takrir-i Sükûn Kanunu'nun çıkarılmasına sebep olması bunun en çarpıcı delilidir. Ancak 1924 ile 1938 yılları arasında meydana gelen ve genelde Kürt kaynaklı isyan hareketleri de vardır. Bu ayaklanmaların hedefi daima rejime yönelik bir mahiyet arz etmiştir. Bu ayaklanma hareketleri şunlardır:1) Nasturi Ayaklanması 12-28 Eylül 19242) Şeyh Sait Ayaklanması 13 Şubat- 31 Mayıs 19253) Raçkotan ve Raman Tedip Har. 9-12 Ağustos 19254) Sason Ayaklanması 1925-19375) Birinci Ağrı Ayaklanması 16 Mayıs-17Haziran 19266) Koçuşağı Ayaklanması 7 Ekim - 30 Kasım 19267) Mutki Ayaklanması 26 Mayıs-25 Ağustos 1927İkinci Ağrı Harekâtı 13 -20 Eylül 19279) Bicar Tenkil Harekâtı 7 Ekim -17 Kasım 192710)Asi Resul Ayaklanması 22 Mayıs - 3 Ağustos 192911)Tendürük Harekâtı 14 -27 Eylül 192912)Savur Tenkil Harekâtı 26 Mayıs - 9 Haziran 193013)Zeylan Ayaklanması Haziran - Eylül 193014)Oramar Ayaklanması 16 Temmuz - 10 Ekim 193015)Üçüncü Ağrı Harekâtı 7-14 Eylül 193016)Pülümür Harekâtı 8 Ekim -14 Kasım 193017)Menemen Olayı 23 Aralık 193018)Tunceli (Dersim) Tedip Har. 1937-1938Bu ayaklanma hareketleri içerisinde Nasturi Ayaklanması ve Menemen Olayı Kürtlerle ilgili değildir.Takrir-i Sukûn Kanunu ve İzmir Suikast Girişimi :Takrir-i Sükun Kanunu Şeyh Sait İsyanı'nın yarattığı tehlikelere ve ülkede Türk inkılâbının gerçekleşmesine karşı çıkan bütün unsurları ortadan kaldırmak amacıyla çıkarılmıştır. 4 Mart 1925'de İsmet Paşa Hükûmeti'nin Meclis'e verdiği önergenin 578 sayı ile kanunlaşması sonucu iki yıllık bir süre için yürürlüğe konmuştur. Ancak daha sonra iki yıl daha uzatılarak 4 Mart 1929'a kadar yürürlükte kalması sağlanmıştır.Üç maddeden oluţan Takrir-i Sükun Kanunu'nun çıkarılması sırasında muhalefet kanunun "anayasaya aykırılığı" ve "temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik olduğu" gerekçesiyle tepki göstermiştir. Muhalefetin rahatsız olmasındaki esas neden hükûmetin meclise sunduğu teklifle birisi isyan bölgesinde diğeri ise Ankara'da kurulması öngörülen "İstiklâl Mahkemeleri" konusu olmuştur. Görüşmeler sonunda yapılan oylamada kanun 22 ret oyuna karşılık 122 oyla kabul edilmiştir. 117 nolu Meclis kararıyla da Ankara İstiklâl mahkemesi ve ayaklanma bölgesinde de Şark İstiklâl Mahkemesi kuruldu. Şark İstiklâl Mahkemesi'nin vereceği idam kararlarında TBMM'nin onayı gerekmiyordu. TBMM 7 Mart 1925'te ise her iki mahkemenin başkan üye ve savcılarının seçimini yapmıştır.Mustafa Kemal Paşa'nın kanun ile ilgili görüşleri şöyledir: "Takrir-i Sükun Kanunu'nu ve İstiklâl Mahkemelerini bir baskı vasıtası olarak kullanacağımız düşüncesini ortaya atanlar ve bu düşünceyi benimsetmeye çalışanlar oldu. Biz alınan fakat kanuni olan bu olağanüstü tedbirleri hiçbir zaman ve hiçbir şekilde kanunun üstüne çıkarmak için bir vasıta olarak kullanmadık. Aksine memlekette huzur ve güveni sağlamak için uyguladık".TBMM ilk dönem milletvekillerinden Ziya Hurşit ile Çopur Musa Lâz İsmail ve Gürcü Yusuf'un 17 Haziran 1926 günü Mustafa Kemal Paşaya bir suikast girişiminde bulunacaklarının ihbar edilmesi üzerine suikasti yapmakla görevli olanlar yakalandılar.İzmir Suikasti Mustafa Kemal Paşaya karşı girişilen bir teşebbüs olmakla birlikte Ziya Hurşit'in savunmasında reddetmesine rağmen Mustafa Kemal Paşa ve İstiklâl Mahkemeleri'nin kabul ettiği gibi rejime ve anayasaya yönelik bir olay olarak görülmüştür. Olaydan hemen sonra eski TCF milletvekilleri ve isyanla ilgili görülen herkes tutuklandı. Tutuklananlar arasında Ali Fuat Paşa Refet Paşa Cafer Tayyar Paşa ve Kâzım Karabekir Paşa da vardı. Kâzım Karabekir Paşa İsmet Paşanın girişimiyle tutuklanması kaldırılarak serbest bırakılmıştır.Ankara İstiklâl Mahkemesi üyelerinin İzmir'e giderek başlattığı sorgulamalar 13 Temmuz 1926'da sona erdi. Mahkeme 15 kişi hakkında idam kararı verdi. Yakalanamayan Kara Kemal ve Abdulkadir'in dışındaki 13 kişinin idam kararı 14 Temmuz'da infaz edildi. Mustafa Kemal Paşanın etkisiyle Kâzım Karabekir Cafer Tayyar Ali Fuat ve Refet Paşalar beraat ettirildi.İzmir Suikastı ile ilgili olarak eski İttihatçıların mahkemesi ise 18 Temmuz 1926'da Ankara'da yapılmış ve 4 idam kararı da bu mahkeme sonunda verilmiştir. Böylece mahkeme sonucu eski ittihatçılar ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca ülkedeki muhalefet susturulmuţtur.alıntı

1 yorum:

Bursa Coşkun Emlak dedi ki...

Hulja İsimli Yorum Yazan Arkadaşıma katılıyorum.bu yaptığınız yanlı taraflı tarih yazıları ile bu vatanda kardeşi kardeşe düşman ettiniz eğer bu araştırılmadan yazıldıysa araştırma yapmanızı öneririm.